İşitme Engellilerde Sözel İletişim Becerilerinin Geliştirilmesi

İşitme Engellilerde Sözel İletişim Becerilerinin Geliştirilmesi

İŞİTME ENGELLİLERDE SÖZEL İLETİŞİM BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ

İşitme engellilerin eğitiminde, sözel iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik etkinlikler büyük önem taşımaktadır. Kendi içinde bir bütünlük taşıyan bu etkinlikler, anlama ve ifade etmeye yönelik dil ve konuşma becerilerini geliştirebilme amacı etrafında toplanmıştır.

Anlamayı geliştirmeye yönelik etkinlikler, dinleme ve işitme becerileri ile dudaktan anlama becerisinin geliştirilmesi çalışmaları, ifadeyi geliştirmeye yönelik etkinlikler olarak konuşma becerisini geliştirebilme amacıyla ses ve artikülasyon çalışmaları olarak tanımlanabilir.

İşitme engelli her çocukta mutlaka bir işitme kalıntısı olduğu ve bu işitme kalıntısından yararlanılabileceği unutulmamalıdır.

Dinleme ve İşitme Becerisinin Geliştirilmesi

Çocuğun düşünebilme, sesleri fark edebilme, değişik sesleri birbirinden ayırt edebilme, duyduğu sesleri anlamları ile birleştirebilme ve sesin geldiği yönü tanımlayabilme davranışlarını kazanabilmesi, dinleme ve işitme becerisinin gelişimiyle yakından ilişkilidir.

Her işitme engelli bireyin, bir işitme kalıntısı vardır. Dinleme ve işitme becerisinin gelişimine yönelik etkinliklerde çocuğun bu işitme kalıntısını, etkin biçimde kullanılabilir hale getirebilmek esastır. Sesleri fark etme ve tanıma, çocuğun sesleri anlamları ile ilişkilendirmesini sağlayacaktır. Çocuk, seslere vereceği tepkilerle, seslerin onun için taşıdığı anlamı belirleyebilecek ve seslerin farkına varabilecektir. Seslerin ayırt edilmesiyle çocuk işitsel becerilerini kullanmaya başlayabilecek ve bu sayede konuşma sesleri arasındaki farklılıkları tanımayı öğrenebilecektir.

Dinleme ve işitme becerisinin geliştirilmesinde genel amaç, işitme engelli çocukları işitme duyarlılıklarını etkin biçimde kullanabilir hale getirerek, çocuğun dil ve konuşma becerilerini geliştirebilmek, çevresi ile iletişimini daha etkin hale getirebilmek ve akademik performansını destekleyebilmektir.

Dinleme ve işitme becerisinin geliştirilmesi için uygulanan sesleri ayırt etme çalışmalarında öncelik, kaba seslere verilmelidir. Kaba sesler, gök gürültüsü, rüzgâr sesi, hayvan sesleri gibi doğada oluşan seslerle makine, alet ve araçlardan çıkan sesler gibi her gün evde, okulda, sokakta duyulabilen seslerdir. Kaba seslerin ardından ritim çalışmalarının ağırlıklı olarak yer aldığı müzikal seslerle ilgili çalışmalara yer verilmelidir. İşitme engelli çocukların da müzikten hoşlandığı, müziğin ritmini ayırt edebileceği ve eğitimlerinde müzikten yararlanılabileceği unutulmamalıdır. Müzik yoluyla işitme engelli çocukların sesleri algılamalarına yardımcı olunabilir, konuşmaları geliştirilip, dudaktan anlama becerileri desteklenebilir. Konuşmanın da belli bir ritmi olduğu düşünüldüğünde, bu tür çalışmaların işitme engelli çocukların konuşma seslerini ayırt etme becerisine destek olabileceği hatırlanmalıdır. İşitme engelli çocukların, konuşma seslerinin farkında olmaları ve ayırt edebilmeleri oldukça önemlidir. Çocuk konuşma seslerini birbirinden ayırt edebilir hale gelince, konuşmaları daha iyi anlar ve bu sesleri kendisi de daha doğru olarak çıkarabilir. Önceleri sürekli olarak sessiz ortamda yapılan işitme eğitimiyle bazı sesleri ayırt edebilir duruma gelen çocukla, daha sonra gürültülü ortamlarda aynı sesleri ayırt edebilir duruma gelmesi için çalışmalar yapılabilir.

  • Dinleme ve işitme becerisinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara, mümkün olduğu kadar erken yaşta başlanmalıdır. İşitme engeli tanısı konulduğu zaman eğitime başlama zamanı olarak kabul edilmelidir.
  • İşitme kaybı derecesine bakılmaksızın, her çocuk dinleme ve işitme etkinliklerine dâhil edilmelidir.
  • Etkinlikler, olabildiğince bireyselleştirilmelidir.
  • Etkinlikler, tüm duyularla desteklenmelidir. Çocuk dinlemeye, görme ve işitme başta olmak üzere bütün duyuları ile katılmalıdır.
  • Etkinlikler, küçük çocuklarda oyun, yaş ve sınıf büyüdükçe ünite ve diğer etkinliklere bağlı olarak ele alınmalıdır.
  • Genellikle okul, öğretmen ya da bir yetişkin tarafından planlanan dinleme ve işitme becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler yapılması olağansa da ara sıra çocuklara kendi istedikleri sesleri dinleme, duyma fırsatı verilmeli, hatta zaman zaman bunun için uygun ortamlar yaratılmalıdır. Doğal seslerden anında yararlanılarak fırsat eğitimi yapılmalıdır.
  • Etkinliklere, önceleri doğa ya da araç sesleri gibi kaba sesleri ayırt etme çalışmaları ile başlanmalı sonradan konuşma seslerine geçilmelidir.
  • Dinleme ve işitme becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler, önceleri ayrı birer çalışma olarak ele alınmalı, daha sonra ünite ve diğer derslerle bağlantılı olarak, sözel iletişim gerektiren her durumda bu etkinliklere yer verilmelidir.
  • Etkinliklere, genel ses ayırt etme çalışmalarından başlanıp, daha sonra özel ses ayırt etme çalışmalarına yönelinmelidir. Önce sesin varlığı, daha sonra sesin çeşidi fark ettirilmelidir. Davul sesi, zil sesi, gök gürültüsü, top patlaması gibi sesleri birbirinden ayırt edebilen öğrenci ile konuşma sesleri üzerinde çalışmalıdır. Konuşma sesi çalışmalarında benzerlik ve farklılık bulma çalışmaları yapılabilir.
  • Seslerden doğal olarak yararlanma olanağı bulunmadığında sesin depolanma özelliğinden yararlanılmalıdır. Kasetler ve benzeri materyaller bu amaçla biriktirilmelidir.
  • Teyp, trampet, davul, düdük, megafon, video, bilgisayar, … vb gibi yardımcı araç ve gereçlerden mümkün olduğunca çok yararlanılmalıdır.
  • Etkinliklerde bilinenden bilinmeyene, yakından uzağa, yalından karmaşığa doğru bir sıra izlenmesi önemlidir.
  • Dinleme ve işitme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalarda sürekliliğin sağlanması önemlidir.
  • Çalışma ortamında öğrenciye iletilmek, fark ettirilmek istenen ses ve o andaki gürültü oranı dinlemeye uygun olmalıdır.

Dinleme ve işitme becerisinin kazandırılmasına yönelik yapılabilecek etkinliklere örnekler:

  • Seslilik-sessizlik çalışmaları,
  • Değişik ritim ve tonlardaki seslere dikkat çekme,
  • Değişik seslerin kaynağını bulma,
  • Değişik seslerin anlamını bilme,
  • Seslere uygun tepkide bulunma,
  • Değişik durumlara ait konuşma modellerini kullanma,
  • Çeşitli seslerin kullanıldığı taklit oyunları oynama… vb.

Dinleme ve işitme becerisinin kazandırılmasına yönelik etkinliklerin, çocuğun gelişim düzeyine ve ilgi alanına uygun olarak seçilmesine ve eğlenceli, güdüleyici nitelikte olmasına dikkat edilmelidir.

Dudak Okuma Becerisinin Geliştirilmesi

Dudak okuma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler, sözel iletişim sırasında işitme engelli bireyi, konuşmacının dudak, yüz ve mimiklerine bakarak konuşulanı anlayabilir hale getirmek için, yapılan etkinliklerdir. Dudak okuma sırasında görme duyusu ile birlikte işitme duyusundan da yararlanılır. Dudak okuma sürecinde en az iki kişi bulunur. Bunlardan biri konuşandır. Diğeri ise dinleyendir. Konuşan (kaynak), iletilen (mesaj), dudaktan okuyan (alıcı) ve ortam faktörleri, dudaktan okuma sürecinin gerçekleşebilmesinde etkin değişkenlerdir.

Dudak okuma becerisinin gelişimine yönelik etkinliklerde amaç, işitme engelli bireyi, kaynağın konuşmasını anlayıp veya onun gönderdiği sözlü mesajı alıp, ona uygun tepkide bulunabilir hale getirmektir.

  • Dudak okuma etkinliklerine imkânlar elverdiğince erken başlamak gerekir.
  • Dudak okuma çalışmaları, yaş, zaman ya da ders saatleriyle sınırlı tutulmamalı, sürekli bir etkinlik olarak düşünülmelidir. Bütün öğretim etkinliklerinde dudak okumaya yer verilmelidir.
  • Dudak okuma tek bir yerle sınırlı tutulmamalı, evde, derslikte, sokakta kısacası çocuğun yaşamının geçtiği her ortamda yer almalıdır.
  • Çocuk, konuşanı değişik açılardan takip etmeyi öğrenmelidir.
  • Konuşan kişi, konuşma hızını, ağız hareketlerini abartmamalı, normal konuşmaya özen göstermelidir.
  • Dudak okuma etkinliklerinde, görme duyusu ile birlikte işitme, dokunma, koklama ve tatma duyularından yararlanılarak, kavram kazandırmaya çalışılmalıdır. Ayrıca çocuğun cihazının düzgün olarak çalıştığından emin olunmalıdır.
  • Çocuk, konuşanın yüzünü en iyi görebileceği yere geçerek, konuşmayı oradan izlemeyi alışkanlık haline getirmeyi öğrenmelidir.
  • Çocuk, değişik kişilerle karşı karşıya getirilmeli, sadece bir kişinin konuşmasına alışmamalıdır.
  • Çocukla konuşurken kısa ve anlaşılabilir cümleler kullanılmalıdır.
  • Dudak okuma etkinliklerinde, tek tek sözcükler yerine bütünün anlaşılması üzerinde durulmalıdır.
  • Dudak okuma etkinliklerinde, günlük konuşma kalıplarından yararlanılmalıdır.

Dudak okuma becerisinin gelişiminin zaman isteyen, zor bir iş olduğu unutulmamalıdır. Konuşma seslerinin bazılarının görülebilirlik açısından ayırt edilmesi daha kolay, bazılarının ise oldukça zor olduğu düşünüldüğünde, cümlelerin bütününde kelimelerin tahmin edilmesinin öğrenilmesi, dudak okuma sürecinde önem kazanmaktadır (Örneğin; /o/ sesi dudakların yuvarlak hale getirilmesi, /m/ sesi ise dudakların birleştirilmesi ile oluşmaktadır. Bu iki sesin ayırt edilmesi kolay olmakla birlikte /p/, /b/, /m/ seslerini birbirinden ayırt etmek kolay değildir). Dudak okuma etkinliklerinde postür, vücut dili, jest ve mimiklerden oluşan sözel olmayan görsel ipuçlarından yararlanmak dudaktan okumayı geliştirecektir.

Bilinmeyen sözcükler, konuşma hızı, konuşma anlaşılabilirliğinin düşük olması, mırıltılar, hareketsiz üst dudak, yabancı aksan, konuşurken bir şeyler yemek, ağzını herhangi bir nesne ile kapatarak konuşmak, sakal ve bıyık gibi faktörlerin işitme engelli çocuk açısından dudaktan anlama yeterliliğini etkilediği unutulmamalıdır.

Konuşma Becerisinin Geliştirilmesi

Konuşma, kişinin kendisi ve çevresiyle dengeli ilişki kurma ve sürdürmesine yarayan geleneksel sembollerin yer aldığı bir iletişim sistemidir. Bireyi sözel iletişimde yeterli hale getirmek için yapılan etkinliklerin tümü, konuşma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler olarak adlandırılır. Konuşma sonradan kazanılan, öğrenilen bir beceridir. İşitme engelliler uygun eğitim alamadıkları sürece konuşmayı kendi başlarına öğrenemezler. İşitme engellilerin konuşma becerilerinin geliştirilmesinde, çocuğa günlük hayatında en çok gereken konuşma kalıplarının saptanması ve oluşturulan kalıplar halinde konuşmanın doğal süreç içinde kazandırılması yararlı olmaktadır. İşitme engelli bireye konuşma eğitimi verilmesinin amacı ise, bu bireylerin ana dilin sözel iletişim kısmını etkili biçimde kullanabilir hale gelmelerini sağlamaktır.

İfadeyi geliştirebilme amaçlı dil ve konuşma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler içinde, ihtiyaç duyulduğunda öğrencinin konuşmasının anlaşılabilirliğini geliştirmek, daha doğru, net ve akıcı konuşabilmesini sağlamak amacıyla ses ve artikulasyon çalışmalarına yer verilir.

Ses çalışmaları

Kişinin konuşma sesini, arzu edilen biçimde kullanabilir hale getirmek için yapılan etkinliklerin tümü, ses çalışmaları olarak adlandırılır. İşitme engeli olan bireylerin sesleri, engelin derecesi, oluş zamanı ve eğitim durumuna göre değişmekle birlikte, normal işitme duyarlılığına sahip bireylerinkine pek benzememektedir. Bu bakımdan eğitimde, işitme engelli çocukların konuşma becerileri desteklenirken, sesin doğru kullanımına yönelik çalışmalar da yapılmalıdır.

  • İşitme engellilerin ses çıkarabildiği unutulmamalıdır.
  • Ses çalışmalarına erken başlanması ve sürekliliğin sağlanması önemlidir.
  • Çocuğun sağlık durumu ile ses problemi arasında ilişki olabilir. Onun için ses problemi olan her çocuk, doktor muayenesinden geçirilmelidir.
  • Ses bozukluğunun sebepleri ya da yan etmenleri iyice bilinmelidir. Ses bozukluğunun sebeplerinin ortadan kaldırılmasına ya da azaltılmasına öncelik verilmelidir.
  • Çocuğa sesinin aksayıcı bir yönü olduğu fark ettirilmelidir.
  • Ses probleminin giderilmesinde dinleme ve işitme becerisini geliştirmeye yönelik çalışmaların yararı vardır.

Artikülasyon çalışmaları

Artikülasyon, soluğun gırtlaktan sonra, konuşma organlarında (yutak, ağız, burun boşluğu, dudaklar, dişler, dil) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüştürülüp biçimlenmesidir. Artikülasyon çalışmalarında amaç, çocuğu dilimizin seslerini doğru ve kolayca çıkarıp birbirine ulayabilir hale getirmektir.

Artikülasyon çalışmalarına olabildiğince erken başlanması ve sürekliliğin sağlanması önemlidir.

  • Arikülasyon çalışmalarında çocukla birebir çalışma esas alınır.
  • Artikülasyon çalışmaları tek bir yerde sınırlı kalmamalı, çocuğun yaşamının geçtiği her ortamda yer almalıdır.
  • Öğrencinin ve öğretmenin artikülasyon organlarının sağlıklı olması doğru bir artikülasyon için önemlidir.
  • Artikülasyon çalışması için tek bir yöntem yoktur. Bu alanda kullanılan yöntemleri ve bunların karışımından oluşan yöntemleri, duruma göre kullanmak gerekmektedir.
  • Artikülasyon çalışmalarında dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da, seslerin kelime bütünlüğü içerisinde çıkartılmaya çalışılmasıdır.
  • Çocuğun çıkaramadığı sesler arasından öncelikle ünlü sesler çalışılmalı, daha sonra ünsüz seslere geçilmelidir.
  • Çalışmalar, kolaydan- zora, önden – geriye, bilinenden- bilinmeyen seslere doğru yapılmalıdır (Örneğin /p/ sesi /k/ sesinden daha kolay çıkarılabileceği için /p/ sesinden başlanabilir. /b/ sesi ağzımızın ön kısmından çıkar, /g/ sesi ise arka seslerdendir. Bu yüzden / b/ sesinden başlanabilir).
  • Etkinlikler çocuğun yaşına göre oyun şeklinde verilirse, daha başarılı olunabilir.
  • Artikülasyon çalışmaları önceleri yoğun bir şekilde daha sonra ise azaltılarak yapılabilir.
  • Artikülasyon çalışmalarında tüm duyulardan yararlanılmalıdır.
  • Artikülasyon çalışmalarında kullanılan eğitim araç ve gereçlerinin çeşitlendirilmesi önemlidir.
  • Artikülasyon çalışmalarında seslerin abartılmadan, normal ağız hareketleriyle çıkartılmasına özen gösterilmelidir.
  • Dil ve konuşma becerilerinin geliştirilmesinde, özellikle ses ve artikülasyon çalışmalarında konuşma terapisti gibi konu ile ilgili uzmanlardan destek alınması önemlidir.

    İşitme engellilerin eğitiminde, dil ve konuşma becerilerinin geliştirilmesine yönelik etkinlikler içinde yer alan tüm süreçler, kendi başına, bağımsız, birbirinden ayrı olarak düşünülmemeli, hepsinin birbirinin hem etkileyicisi hem de tamamlayıcısı olduğu unutulmamalıdır.

    Başa Dön