Slide
Slide
Slide

Etkinlik Fotoğrafları

img_2045 img_2043 img_2042 img_2041 img_2040 img_2039 img_2037 img_2036 img_2034 img_2033
Önsöz

Önsöz

Ekmek, Su Gibi İhtiyaç

                                                 “SEVGİ”

             Sevgi neydi?

             Sevgi ihtiyaçtı

             Sevgi bakıştı

             Sevgi dinlemekti

             Sevgi dokunuştu

             Sevgi kıyaslamamaktı

             Sevgi beraber güzel vakit geçirmekti

             Sevgi “senin varlığını kabul ediyorum” demekti

             Sevgi “seni sen olduğun için seviyorum” demekti

             SEVGİ OLMAZSA OLMAZDI….

Seven ve sevilen insanlar yetiştirmek için biz buradayız….

Eğer, bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse; “İNANÇLI OLMAYI ÖĞRENİR”

Eğer, bir çocuk kabul ve onay görmüşse; “KENDİNİ SEVMEYİ ÖĞRENİR”

Eğer, bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; “BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR”

       Aile sevginin, şefkatin, fedakarlığın, hoşgörünün, erdemli olmanın tohumlarının atıldığı ilk yerdir.

       2007  yılından beri BİZİM AİLEMİZ ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ olarak biz, deneyimli ve uzman kadromuzla (Zihinsel Engelliler Öğretmeni, Okul öncesi öğretmeni, Çocuk Gelişimi Öğretmeni, İşitme Engelliler Öğretmeni, Psikolog) özel çocuklarımıza koşulsuz sevgiyi en güzel şekilde sunarak; onlara bu dünyada mutlu olmayı öğretmeyi amaçlıyoruz.

Çocuk ve Oyun Terapi

Çocuk ve Oyun Terapi

Çocuğun hayatında  “Oyun Ne Zaman Başlar?”   sorusu sorulsa ne cevap verirdik? Büyük çoğunluğumuz çocuğun bilinçlenmeye başladığı 1 yaş periyodunu düşünürdü. Fakat o kadar uzak bir yaş aralığına gitmeye gerek yok.  Çocuk için oyun GÖZ KONTAĞI KURMAYA BAŞLADIĞI AN yani; 3-4 aylıkken başlar. 3aydan itibaren her uyaran “Parmak şıklatma, el oyunları, el çırpma…” çocuk için oyun niteliğindedir. 1.5 yaşından itibaren de “gerçek oyun” oynar. 4-5 yaş dönemleri de en sevilen oyun yaşıdır. Peki,  “Oyun Ne Zaman Biter?” diye sorulsa ne cevap verirdik? Büyük bir olasılıkla okul hayatı bitip iş hayatına geçiş yaptığımız dönemleri düşünebiliriz. Aslında “OYUN HİÇBİTMEZ!” Oynadığımız basketbol, voleybol, tenis… Vs. yaşantımızın her döneminde var olabilir. O yüzden de oyunun bir bitiş yaşı yoktur. Oyun çocuğun konuşma dilidir.

Oyun, KATARSİSTİR. Katarsis ne demektir? Arınmadır. Psikanalizde bilinçdışına itilmiş duyguların yaşanıp boşalım sağlanmasıdır. Bu şekilde patojen (hastalığa neden olan madde) duygulardan ve nevrotik (ruhsal sorunlar) belirtilerden kurtulma sağlanır.  Çocuk da oyun aracılığıyla bunu yaşamaktadır. Oyun akabilmek, kasılmamaktır.

Winnicot  (nesne ilişkileri kuramı üzerine çalışan psikolog) “Psikoterapi, oyun oynamayan kişiyi oyun oynar hale getirir. Hayatla oyun oynamayı bilmeliyiz. Bu da oyun oynamakla mümkündür. Oyun, “ESNEKLİK” sağlar. Yani; çocuğun yaşam içerisinde karşılaştığı olumsuz durum ya da zorluklar karşısında rahat bir şekilde çözüm yolu üretmesine yardımcı olmaktadır. Kendi kendine oyun oynamak bile bir terapi niteliği taşımaktadır.”  düşüncesini savunmaktadır. 

Freud’un da oyunu tanımlaması şu şekildedir; “Oyun güvenli ve tanıdık bir durum yaratır. Çocuk oyun oynarken yapamadıklarını yapar hale gelir. Psişik enerji (agresyon) akıp gider. Oyun aslında rüyanın aynısıdır. Çünkü oyun planlanmadan oynanır ve bilinçaltındaki her şey oyun esnasında akmaya başlar. Yani oyun tam bir bilinçaltıdır.

Çocuklarda “Sorunlu Davranışlar” olarak nitelendirdiğimiz bazı davranış tipleri vardır. Bu çocuk tiplerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

  • Saldırgan, Agresif Çocuklar (Dışa Dönük): Dış dünyaya karşı saldırgan bir tutum geliştirebilirler.
  • İçe Dönük Çocuklar: Konuşmayan, dış dünya ile ilişkilerini sınırlayan veya kesen çocuklar. Limitli ve seçicidirler.
  • Yoğun Endişeli Çocuklar: Dış dünyaya karşı yoğun bir endişe sergilerler. 4-6 yaş aralığında da gece korkuları görülebilir.

Oyun terapisinde de amaç; çocukla terapötik bir ilişki kurmak, oyun yardımıyla çocuğun iç dünyasını anlayabilmek, oyun üzerinden kendini ifade etmesine yardım etmek ve de çocuğun olayları anlamasını, baş etme mekanizmaları ve de olumlu benlik algısı geliştirmesine yardım etmek. Terapi öncesinde de çocuğu iyi bir şekilde analiz etmek gerekir. Yukarıda da belirttiğimiz özellikleri de göz önünde bulundurarak; çocuğun hangi profile uyduğunu doğru bir şekilde görüp, oyunu ona göre düzenlemek gerekmektedir. Terapist çocuğun hangi ortamdan geldiğini iyi bilmeli. Yani; hiç oyuncağı olmamış bir çocuğun çok iyi oynamasını beklememelidir. Çocuğun yaş dönemine göre nasıl oyun oynadığını da bilmelidir terapist.

Çocuk Oyun Oynarken;

  • Endişe verici bir durum veya olay oyunda tekrar edilebilir. Çocuk endişe duyduğu durumu tekrar tekrar yaşar.

ÖRNEK VERMEK GEREKİRSE:

   1) “Anne babası boşanmış bir çocuk! Kendi oyununda bunu oynayabilir ve de o endişe, üzüntü duyduğu durumu tekrar tekrar oynar ve daha kontrol edebilen bir çocuk olur.”  Oyun, çocuğun olumsuz duygularını tekrar ederek onları kontrol edebilmesine ve anlamasına yardımcı oluyor.

   2) “Oyun sırasında çocuk ‘DOKTOR’ olup size iğne yapabilir. Çocuk aslında orada Kendi Acısını Size Aktarıyor

  • Olaylar oyunda değiştirilebilir veya farklı sonuçlandırılabilir.
  • Olaylardan oyunda kaçınabilir veya çözümler arayabilir.
  • Kendini güvenli bir ortamda hisseder.
  • Oyun anlaşılmamış duyguları organize etmede katarsis rolü oynamaktadır. Yani; çocuk kızgınlık, öfke… vs. duygularını terapi esnasında çocuğa anlatabiliyor terapist. Bu şekilde de çocuk duygularının farkında oluyor.
  • Oyun ve oyuncaklar çocuğu pasif bir kurban olmaktan çıkarıp, olayları kontrol edebilen bir kişi konumuna sokmaktadır.

Çocuğun “Konuşma Dili” olan oyunu geliştirmede oyun terapistinin yanında anne baba da önemli rol oynamaktadır. Çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz KALİTELİ ZAMAN, çocuğunuza sevginizi göstermede onun sevdiği, mutlu olabileceği bir eşyayı almaktan çok daha önemlidir.

*Elif Akdağ GÖÇEK’in ders notlarından yararlanılmıştır.

Burçak TÜYSÜZ

Psikolog